1. Avlusu
İshakpaşa Sarayı  1. Avlusu

Taçkapı
Batı avlu kapısı ile birlikte beş kapısı bulunan İshak Paşa Sarayının ana giriş kapısı, aynı zamanda sarayın en önemli kısmını teşkil eder. Bu taç kapı sarayın doğu cephesinde yer alır.

Selçuklu tarzında inşa edilmiş olan taçkapının, ön kısmında düz bir alanın olması gerekirken, 5-6 m.. kadar ilerisinde olduğu gibi bırakılmış, küçük bir tepecik bulunmakta doğu duvarının tam ortasında yer almamakla beraber hafif güneye kaydırılmış durumda olan taçkapı; 10, 60 m. eninde, 11,80 m. yüksekliğinde ve 4.80 m. derinliğindedir. Düzgün kesme taştan, sağlam bir örgü sistemine sahip olan taçkapı, kuzeyden 3 m. güneyden de 1.5 m. kadar ileri taşırılmış durumda, genel özellikleri bakımından da Selçuklu portelerini hatırlatmaktadır. Anadolu Selçuklu porteleri tarzında, süsleme unsurunun taçkapı ağırlık noktasını teşkil ediyor olması, yan kısımlarındaki duvarların daha sade bir görünüme sahip olması ile de benzeşen İshak Paşa Sarayının I. Taçkapısının boş bırakılmış sade görünümlü, yan duvarları sayesinde kapı anıtsal bir yapıya kavuşarak daha etkili bir görünüm kazanmıştır.

İshak Paşa Sarayı taçkapısında olduğu gibi, cephe yüzeyinden az yada çok dışa doğru çıkıntı yapmakta olan Selçuklu taçkapılarının boyları da, genellikle ön yüz duvarından yüksek tutulmuştur.

İshak Paşa Sarayının I. Taçkapısı da yüksek pahlı iç içe iki sivri kemer içerisinde taştan çok ahşap işçiliğini hatırlatır tarzda, fazla derin olmayan mukarnaslı bir kavsaraya sahiptir. Giriş kısmında hafif yay kemerli olması da Anadolu Selçuklu yapılarının üslup yönünden bir tekrarı olarak görülür. Ayrıca birinci taçkapının kavsarası, Konya Karatay medresesinde olduğu gibi, daha yüzeysel bir taçkapı görünümü sergilemekte olup bu özelliği ile dik açılı Selçuklu Taçkapısı kavsaralarından farklıdır.

Birinci taçkapının kuruluşunda ana çerçevede Selçuklu etkileri ağır basmakla birlikte Avrupa Ampir Üslubunun etkileri oldukça net bir şekilde görülmektedir. Saray üzerinde incelemelerde bulunan araştırmacılar duvara bitişik gömme sütunlar ve yatay silmelerle, dikey ve yatay olarak bölümlenmiş cepheye bir hareketlilik, anıtsallık kazandırılarak denge kurulmaya çalışılan taçkapının, ayrıntılarında batılılaşma dönemi etkisinin görüldüğünü belirtir. ayrıca H. Gündoğdu tarafından geç batılı tarzın taşıma amaçlı olmayan duvar payeleri ile aynı anlamda değerlendirebilecek, kapının iç ve dış cephesinde dışa taşan kitlesinde, altışar yuvarlak sütunun cepheye hareketlilik kazandırma amaçlı olduğu belirtilmektedir. 2.50 m. uzunluğundaki dikdörtgen kaidelere basan bu sütunlar, 1 m. yüksekliğinde siyah bazalt taş kaide üzerinde oturmaktadır.

Altı kısma bölümlenmiş olan kapı, ön cephesinin alt iki yanında paye sütunlarla çevrilmiş, fazla derin olmayan nişler içerisine stilize bitkisel motifler yerleştirilmiş olup, üst kısımda iki sütun arasında yer alan sivri kemerli boşluk, mukarnas dizisiyle doldurulmuştur. Kapının iki kanadı arasındaki pahlı sivri kemerin iç kısmı ve kenar kontuları da alçak bitkisel motiflerle doldurulmuş, bu sivri kemerin alt uzantısında da iki sütun arasında, içi süslemesiz olan dikdörtgen nişin çevresi fazla geniş tutulmamış, kıvrık dallarla çevrelenmiştir. Ayrıca girişin iki yanında Ampir tarzındaki paye-sütunların aralarındaki boşluk, karşılıklı stilize bitkisel motiflerle doldurulmuş bu kısmın üzerinde de iki sütun arasındaki boşluğun mukarnas dizisiyle doldurulduğu görülür.

Hafif yay kemerli girişe sahip olan taçkapının üzerinde, iki sıra halinde içi boş kitabelere yer verilmiş, bu kitabeliğin üzerinde de yüzeysel mukarnaslı bir kavsara bulunmaktadır. Bu kavsarayı üstten çevreleyen sivri kemer üzerinde de, Selçuklu mimarisinde oldukça sık kullanılan dişli kabartma bordür görülür.

Taçkapının ön kısmında, cepheye hareketlilik kazandıran paye-sütunların üzerine, süsleme amaçlı, uzun ince sivri kemerli nişler yerleştirilerek aşağıdaki hareketliliğin yukarıda da devam etmesi sağlanmıştır. Bu nişlerin içerisinde de ağaç yapraklarıyla süslü bir kabara yer alır.

Taçkapının yıkılmış olan üst kısmının ne şekilde bir örtüye sahip olduğu anlaşılmamakla birlikte, yapı üzerinde incelemelerde bulunan M. Akok, kapı üzeri kuruluşunun yapının formuna uygun biçimde madeni örtülü ve ahşap iskeletli bir tekne tonozla örtülü olarak değerlendirmiştir. Buna karşılık H. Gündoğdu; böyle bir örtü yerine köşe kulesi biçiminde, ikili bir mimari elemanın varlığının bu cephede daha uyumlu olacağını belirtmiştir. Üst bölümü yıkılmış olan taçkapının bugün ayakta kalabilmiş üst kısmının bir korniş hattı ile bittiği ve üzerinde dört tan üçgen konsol bulunduğu görülmektedir.

Taçkapının birinci avluya bakan cephesi daha sade bir yapıya sahip olup, kapının dış cephesinin altı kısma bölünmüş olmasına karşın, iç cephenin, üst odanın taban seviyesindeki korniş ve üst kısımdaki bir saçak silme ile üç parçaya bölünmüş olduğu görülür.

İki sade ve geniş ayak üzerine oturtulmuş olan kapı girişi, basıkça bir tonozla örtülüdür. Bu düz, basık ve derin kemerin üzerinde bulunan aralıklı konsollarla süslenmiş, çıkıntının iki kenarında da süs unsuru olarak yapraklarla süslü kabartma iki kabara bulunmaktadır. bu çıkıntının biraz daha yukarısında avluya bakan bir penceresi bulunan üst odanın, taban seviyesinde bir korniş yer almaktadır. Kapının cephesi üst kısımda da bir silme ile sonuçlanır..

Anıtsal bir yapıya sahip olan taçkapı, genelde Selçuklu anlayışında kurulmuş olmasıyla birlikte, sarayın yapıldığı dönemin özelliği olan Avrupa Ampir üslubunun etkileri de görülmektedir.

Nöbetçi Odası
Birinci taçkapının sol iç yanında saraya girip çıkanı kontrol etmek amacıyla, bugün de aynı görevi yüklenmekte olan, bir pencere açıklığı ve küçük bir kapıya sahip bekçi odası, 2.10 m. eninde, 3. 10 m. uzunluğundadır.

Harap bir durumda günümüze ulaşabilmiş olan bu nöbetçi odası taçkapının güney kısmına yerleştirilmiş olmasından dolayı da, kapının kuzey kısmı ile güney kısmı arasında 1,5 m. kadar bir oransızlık göze çarpmakta. Bu küçük bekçi odasının dışında bununla aynı hizada saray görevlilerinin kullanımı amacıyla yapılmış farklı büyüklükte iki oda bulunmaktadır.

Çeşme
Çeşme, Saraya giriş sağlayan taçkapının sağ iç yanında duvara bitişik olarak inşa edilmiştir.
Klasik Türk çeşmeleri tarzında yapılmış , doğu iç cepheye bakan küçük bir niş şeklinde duvar yüzeyinden 0.50 m. derinlikte iç içe iki yüksek sivri kemerin meydana getirdiği çeşme, dışarı çıkıntı yapmayarak birinci avluya bakan doğu duvarıyla aynı hizada yer alır. Dıştan bir silme ile çevrelenmiş olan iç içe iki sivri kemeri süsleyen farklı dekoratif bordürler bulunmaktadır. Bunlardan dıştaki, sivri kemerin dış yüzeyinde kaytan motiflerinden oluşan bir çevre bordürü ile, bu bordürden daha geniş tutulmuş olan kıvrık dal ve yapraklardan oluşan kabartma stilize bitki motiflerinin bulunduğunu bir başka bordürde iö yüzeyde yer almaktadır.

Sivri kemerle oluşturulmuş küçük niş derinliğinin alt kısmında bulunan iki musluğun altında, taştan yapılmış bir yalak yer almakta. Muslukların üst kısmında da iki yanda 0.38 m. eninde, 0.48 m. derinliğinde yarım daire kemerli su kabı koymak için yapılmış küçük niş arasında da içi boş bir aynalık taşı bulunmaktadır. Etrafı birbirine geçmeli kıvrık dal ve yapraklardan meydana gelen bir çerçeve ile çevrelenmiş dikdörtgen aynalık taşının çerçevesinin üst orta kısmındaki küçük bir vazodan çıka stilize bitki motiflerinin üst kısmında da bir tür çam ağacı veya damla şekline benzer motifler yer almakta, bunun içerisine de güle benzer bir süsleme yerleştirilmiştir. Süslemeleri açısından fazla zarar görmemiş olan çeşmenin, aynalık taşının etrafındaki motifler ve kemeri süsleyen dekoratif bordürler barok üslup özelliği göstermektedir.

Sarayın süsleme açısından fazla hasar görmeden günümüze ulaşabilen kısımlarından biri olan çeşme, özellikle hazne etrafında, su tesisatının madeni kısımlarını almak amacıyla oldukça fazla hasar uğramış bu yüzden de bugün muslukların ne şekilde olduğu anlaşılamamaktadır.

Muhafız Koğuşları

Birinci avlunun kuzey cephesinde, bu kısmı boydan boya kaplayan günümüze de harap bir şekilde ulaşmış olan, sarayın korunması ve güvenliğine yönelik hizmetlerin verildiği birimler yer almaktadır.

Bugün üst örtüsü yıkık durumda olan, sarayın korunmasına yönelik yapılmış muhafız koğuşlarında fazla pencere açıklığına yer verilmemiş olmasının yanı sıra birinci avluya açılan koğuşlara girişi sağlayan dört kapı açıklığı bulunmaktadır. Büyük ölçülerde olmayan bu kapılardan, orta kısımdaki iki kapı yuvarlak kemerli, yanlardaki kapılar ise dikdörtgen kapı açıklığına sahiptir.

Kuzeydeki vadiye paralel olarak yan yana sıralanmış oldukça geniş birimler, muhafız koğuşları olarak inşa edilirken, bu kısmın altında eskiden zindan olarak kullanıldığı kabul edilmektedir.

Zindan
Zindan birinci avlunun kuzey tarafında yer alan muhafız koğuşlarının alt kısmında bulunmaktadır.

Bodrumda yer alan zindana, muhafız koğuşlarına giriş sağlayan kapıların bulunduğu cephenin kuzey batı köşesindeki dikdörtgen bir kapı açıklığından girilerek, aşağıya inen dik merdivenlerle ulaşılır. Yan yana sıralanmış beşik tonozlarla örtülü altı ayrı hücreden oluşan zindanın, H. Gündoğdu tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları sırasında yarı yüksekliğe kadar molozlarla dolmuş olan bölümleri tamamen temizlenerek, burasının birbirine demir parmaklıklı kapılarla geçişin sağlandığı saray zindanı olarak kullanıldığı kesinlik kazanmıştır. Yer yerde kayaların oluşturulmuş, oldukça sağlam bir yapı sistemine sahip olan zindanın doğu ucunda bulunan hücrenin girişi bulunmamakla birlikte bu bölüme mahkumların tavanda yer alan bir açıklıktan halatlarla indirildikleri belirtilmektedir. 1805-1806 yıllarında saray zindanında tutuklu olarak kalmış olan Jaubert burayı ; “akmayan çeşmeler ve kuru sarnıçların bulunduğu kaya içine oyulmuş, 30 ayak derinliğinde, 16 ayak uzunluğunda ve 5 ayak genişliğinde bir bodrum katı” olarak seyahatnamesinde belirtmiştir.

Bodrumda yer alan zindan hücrelerinin üst hizasında biri avluya diğeri kuzeye bakan birer mazgal pencere yer almaktadır.

At, Koşum ve Araba Yerleri
Sarayın en fazla hasar görmüş, günümüze harap bir şekilde ulaşabilen bölümlerinden, at, araba ve koşum yerleri, I. Avlunun doğu ve batı kısmında yer alır.

Saray teşkilatı içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan ahır kısmı, İshak Paşa Saray’ının I. Avlusunda geniş bir alanı kapsamaktadır. H. Gündoğdu, sarayın sol tarafında bulunan bölümlerde, saraya gelen misafirlerin ve ziyaretçilerin kalabilecekleri yerler bulunduğu gibi gelen misafirlerin atlarını ve arabalarını koyabilecekleri yerler, saraya ait at bakıcılarının kalması, atların, arabaların konulması için koğuşlar ve tavlalar bulunduğunu da belirtmektedir. Saraya misafir olarak gelen önemli kişiler de yüksek II. Taçkapıdan geçerek selamlık kısmına alınır. Bu kişilerin atları da I. Avluda bulunan ahırlarda kalırlardı. Önemli kişilerin dışındaki yolcular ise I. Avlunun güneybatı köşesindeki kapıdan içeri alınarak, misafirlere ait odalarda kaldıkları anlaşılmaktadır

SAAT
 
Reklam
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=